Fırfır

Babam revire çıkıyor!

O dönem Mamak’ta kalanların yakınları için “revire cıkmak” sevinçle karşılanan bir haber. Senin lehine hiçbir şey kurala bağlanmış değil, garantisi yok. Beklersen belki revir arabasına binmene izin verebilirler, babanın elini tutabilirsin, göğsüne kafanı yaslarsın. Bu ihtimal için gece Antalya’dan otobuse biner sabah Ankara’da olursun. Şansın varsa babanın kucağına oturabilmek demektir onunla revir arabasında olmak.

Babam revire çıkıyor! Sonunda bir yıla yakındır görmediğim babamın kucağına oturmuşum. Üstüme ilk kez Rıfat Amcamın düğününde giydiğim kat kat fırfırlı elbisemi giymişim. Elbisenin minik mavi çiçeklerinin aksine; basık, karanlık, havasız bir arabada yol alıyoruz. Bir elimle fırfırların ucundaki danteli oynuyorum. Mutluyum. Sonrası boşluk.

Yıllar sonra bir terapist “Çocukluğunuzdan akliniza gelen ilk şey” dediğinde, “Aklıma gelen ilk şey mavi elbisemin çiçekleri ve kelepçe” diyorum. “Babamın kucağına oturmuşum, ustumde firfirli elbisem var, bir elimle fırfırların ucundaki danteli oynuyorum. Öbür elime değen kelepçe, soğuk”

Ona neden küçücükken Serap Ablamla oynarken birden havuza düştüğümden ve boğulmaktan son anda kurtulduğumdan bahsetmediğimi bugün bile anlayamıyorum.

Artık derin yaraların onları yok sayarak iyileştirilemediğini, insanın onlarla yaşamayı öğrendiğini biliyorum. Parklarda cocuklarin gözlerinde; o günkü  aklıyla en güzel elbisesini giyerek babasına mutluluğunu göstermeye çalışan minik kızı arıyorum. Yanına gidebilsem şimdi…Yanağını hafifçe okşayıp “Yüzünü dökme küçük kız, her şey onların suçu” diyebilsem keşke… Omzumdan bir yük daha kalksa…

sıcak bir yaz günü, Londra

Fotoğraf: Ömer Kanıpak
Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir